1854 yılında doğmuş, 1900 yılında hayatını kaybetmiş olan İrlandalı roman, öykü yazarı ve şair
'yeni kurulmuş diyeni' var. 'Neymiş' diye soranı çok. Sosyal medyası aldı yürüyor .d ünlü olmak isteyen, gelsin :) senin de yıldızın parlasın :D
www.mahikitap.com
İkimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım
Şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından
Bebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarından
Durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar
Şu aranıp duran korkak ellerimi tut
Bu evleri atla bu evleri de bunları da
Göğe bakalım

Falanca durağa şimdi geliriz göğe bakalım
İnecek var deriz otobüs durur ineriz
Bu karanlık böyle iyi afferin Tanrıya
Herkes uyusun iyi oluyor hoşlanıyorum
Hırsızlar polisler açlar toklar uyusun
Herkes uyusun bir seni uyutmam bir de ben uyumam
Herkes yokken biz oluruz biz uyumayalım
Nasıl olsa sarhoşuz nasıl olsa öpüşürüz sokaklarda
Beni bırak göğe bakalım

Senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım
Tuttukça güçleniyorum kalabalık oluyorum
Bu senin eski zaman gözlerin yalnız gibi ağaçlar gibi
Sularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyor
Seni aldım bu sunturlu yere getirdim
Sayısız penceren vardı bir bir kapattım
Bana dönesin diye bir bir kapattım
Şimdi otobüs gelir biner gideriz
Dönmiyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç
Bir ellerin bir ellerim yeter belliyelim yetsin
Seni aldım bana ayırdım durma kendini hatırlat
Durma kendini hatırlat.

Ayrıca Murat Mahya Gürses tarafından seslendirilmesine de bkz. video

“En değerli iş insana yatırım” inancında.
Klasik eserlerden edindiği heyecanı, her yaştaki gençlerle paylaşmak
hayat tarzı.
Seçkin bir kimse değilim
İsmimin baş harfleri acz tutuyor
Bağışlamanı dilerim..
Cahit Zarifoğlu
"...dünyada hiçbir şeye sahip olmayacağını, olmak istemediğini ve olmanın da hiçbir faydası olmadığını, bilakis zararını Ahmet nasıl oldu da anladı.."

Semaver, Sait Faik Abasıyanık
Sanma şahım herkesi sen sadıkane yar olur
Herkesi sen dost mu sandın belki ol ağyar olur
Sadıkâne belki ol alemde serdar olur
Yar olur ağyar olur serdar olur dildar olur
"Ruhun mu ateş, yoksa o gözler mi alevden?
Bilmem bu yanardağ ne biçim korla tutuştu?
Pervane olan kendini gizler mi hiç alevden?
Sen istedin ondan bu gönül zorla tutuştu..."
Şair ve yazar. 1 Ocak 1971, Konya doğumlu. Konya İnönü İlkokulu (1979), Ilgın İmam-Hatip Lisesi (1986) ve Ankara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi (1991) mezunu. Çalışmalarını Ankara’da öğretmenlik yaparak sürdürdü. Kökler dergisinin yayın yönetmenliğini üstlendi. Özellikle Cumhuriyet dönemi şairleri üzerine inceleme, araştırma ve eleştiri yazıları yazdı.

İlk şiiri “Güz Alazında Uçuşan Kar Beyazlığı”, Yeni Taşova gazetesinin sanat eki olarak çıkan Kültür-Edebiyat dergisinde (Mart 1990) yayımlandı. Şiirleri ile yazıları sonraki yıllarda; Ayane, Dergâh, Yedi İklim, Kayıtlar, İkindi Yazıları, Yarın Edebiyat, Bumerang, Hece, Çerağ, Edebiyat Ortamı, Atlılar, Okuntu, Huruç, Ülke, İslâmiyat, İktibas, Kökler ve Mostar dergileri ile Tutanak ve Yeni Şafak gazetelerinde yayımlandı.

“Şair, şiirin en belirgin unsurlarından biri olarak görülmesi gereken ‘imgeye yönelim’de ve ‘imgeyi merkeze almak’ta kayıtsız kalınamayacak bir performansı sahipleniyor. (…)

“Osman Özbahçe, gerek söyleyiş biçimi ve şiirsel edâsı, gerek algı formlarına yüklediği çağrışım / anlam kümeleri, gerekse oluşturmaya çalıştığı estetik ‘dünya’nın çeperlerine yığdığı şiirsel tatlar bakımından ‘kendisi’ olacak bir dokunun vericisiyse de; yine de kimi şiirler boyunca flu bir İsmet Özel etkisi gözden kaçacak gibi değil.” (İhsan Deniz)

“Özbahçe’nin şiirleri dünyanın saldırısını üzerinde hisseden, ancak bu dünyayı anlaşılır ve algılanabilir hale getirmeyi temel meselesi sayan bir bireyliğin sancılarıyla motive olmuştur. Gerçeklikle gerilmiş bir ‘benlik’, bunun için, hemen her zaman bir mizaç halinde karşımıza çıkar. Mizacın şiire aksedişi öznenin tavır ve duruşlarıyla dolayımlanır. Uzun Yürekli Nehir’deki şiirler hayatı temaşa eden bir ben ve bu temaşayla alabora olmuş bir öznelliğin dışavurumudur.” (Ali K. Metin)

ESERLERİ:

ŞİİR: Uzun Yürekli Nehir (1999), Düşmanlık (2004), Kral (2006).

BİYOGRAFİ: Çağının Mimarı Mimar Sinan (2003).

ÇOCUK KİTABI: Kitabımı Öğreniyorum (2005).
Bir at arabasının tekerleği, atın durmasına hasret,
At, arabacının uykusuna hasret,
Arabacı ölüme hasret.
Saat 02.02 bugün eski yazılarımı okudum sanki her geçen gün daha çok kirleniyorum, her nefes alışımda eski beni özlüyorum. Bir enkazın altındayım çıkmak istedikçe daha çok çökük üzerime geliyor. Eskiden gün saydığım zamanları geçeli aylar oldu ve ben iple çektiğim günlerimi hatalarla doldurdum.
Rüzgarın iliklerimi taciz etmesini istediğim zamanlardayım ve şuan sol gözüm acıyor. Bir hafta öncesine nazaran daha iyi nefes alabiliyorum çünkü kendimce bedel ödedim diyorum.
Ne zaman iyi hissetsem geçmişim beni boğuyor,,
Bedel ödediğimi düşündüğüm için mi bu kadar rahatladım gözümün morluğu geçince vicdan azabı çektiğim geceler yine mi başlayacak ?
Korkuyorum.
Bugünkü parçam
-The Cure ~ Little Mix -
Hayatıma artık sahip olmadığım bir inancın hala hükmettiğini düşünüyorum, çünkü inanç kaybolup gitse bile hala o tuhaf etkisini devam ettiren bir olgudur.
|Renan

İrade Terbiyesi, Jules Payot
O mavi gözlü bir devdi.
Minnacık bir kadın sevdi.
Mini minnacıktı kadın.
Rahata acıktı kadın
yoruldu devin büyük yolunda.
Ve elveda! deyip mavi gözlü deve,
girdi zengin bir cücenin kolunda
bahçesinde ebruli hanımeli
açan eve.
Mescid-i Aksa Muhafızı, mücahide hatice Kuveys. Hala Aksa kapılarında birçok kadınla nöbet tutmakta.
"Bizim gibi basit ve ölümlü insanlar, en nihayetinde kaybediyordu." - Fyodor Mihayloviç Dostoyevski – Kumarbaz
''Nen var Zeze?”
”Hiç. Şarkı söylüyordum.”
”Şarkı mı söylüyordun?”
”Evet.”
”Öyleyse ben sağır olmalıyım.”
İnsanın içinden de şarkı söyleyebildiğini bilmiyor muydu yoksa? Bir şey demedim. Bilmiyorsa bunu ona öğretmeyecektim.